Körfez
Loading...

Basın

Valeria Ponte

Anonima Cinefili

Körfez: Günümüz Türkiye’sinde Bir Kuşağın Kimliği

Yönetmen Emre Yeksan’ın ilk filminde bir neslin hayal kırıklığı

74. Venedik Film Festivali bünyesindeki Eleştirmenler Haftası kapsamında, yönetmen Emre Yeksan’ın ilk filmi Körfez de gösterildi.

İzmir’de ve filme adını veren körfezde geçen öykü, Ulaş Tuna Astepe’nin canlandırdığı Selim karakterinin sancılı bir boşanma sürecinin ardından evine dönüşünü anlatıyor. Selim, senelerce İstanbul’da yaşadıktan sonra, daha önce bildiğinden tamamen farklı bir gerçekliğe uyum sağlamaya çalışıyor. Selim yolunu kaybetmiş, görünürde umursamaz ama aslında tanımakta zorlandığı bir dünyaya gözlemci olarak iştirak ettiğinin de bilincinde. Ona koşulsuz sevgi gösteren bir ailenin içinde olsa da kendini dışarda hissediyor, ailenin bir parçası olamıyor ve günlerini ayrı bir yaşam alanında, annesinin onun geçmişine ait kişisel eşyaları sakladığı bodrum katında geçirmeye karar veriyor.

Hayatının bir dönemini unutmak isteyen ve ayrıcalıklı bir sosyal sınıfın parçası olan Selim, neyi var neyi yoksa satmaya karar verdiğinde, askerlik döneminden arkadaşı Cihan, eşyaları ikinci el pazarında satmayı öneriyor. Cana yakın ve hoşsohbet ama daha alt sınıftan biri olan Cihan, Selim’in içinde bulunduğu kafa karışıklığını, ailesi ve arkadaşları gibi yaşamayı sürdüremediğini seziyor. Beklenmedik bir olay, körfezde bir tankerin patlaması, İzmir’in ve kent sakinlerinin görünürde huzur dolu yaşamlarını değiştiriyor, topraktan yükselen nahoş koku yüzünden insanlar şehri boşaltmak zorunda kalıyor. Selim ve Cihan için sağlam bir dostluğun başlangıcı olan bu gelişme, halkın geri kalanı içinse yaşam biçimlerinin ve sosyal sınıflarının ötesine geçen bir yüzleşme anlamı taşıyor.

Körfez’in yönetmeni iki ana temayla ilgileniyor: Yeni neslin yolunu kaybetmişliği (kahramanın memleketine dönüşü öyküsü üzerinden anlatılan, Selim gibi bu çağın gençleri için tipik bir durum) ve eski nesiller tarafından aşılamaz kabul edilmiş sosyal sınıflar arasındaki uçurumlar (Türkiye’de sık hissedilen bir mevzu).

Filmin gösterimi sonrasında başrol oyuncularıyla birlikte salonda yer alan ve soruları cevaplayan Emre Yeksan şöyle konuştu: “Selim bizim neslimizin bir ferdi ve eski nesillere kıyasla ileriye doğru yol alıyor. Filmi onun gözünden izlerken, değişimin önünde sonunda global bir hal aldığını idrak ediyoruz.” Ayrım yapmaksızın herkesi etkileyen bir afet karşısında bir araya gelmiş ve şehrin en yüksek tepesine tırmanmaya başlamış bir halk imgesi, Bill Viola’nın The Path enstalasyonunu da hatırlatan, estetik açıdan çarpıcı bir resim.

Dünyada bir şeyler değişiyor ve filmin kahramanı Selim bunun bir parçası. Emre Yeksan’ın mesajı net. Bunu yaparken de Selim’in eve dönüşünün iki aşamasını birbirinden ayıran farklı anlatım biçimleri kullanıyor. Başta durağan ve tekrara dayalı, sonrasındaysa olayları tetikleyen kırılma noktasıyla birlikte dinamik.

Körfez, aynı zamanda yönetmenin ve bu durumda seyircinin de gözü olan ana karakterin bakış açısından siyasi ve sosyal bir analiz yapmayı başaran, sofistike bir film. Zeka dolu bir ilk film ve Jakub Giza’nın görüntü yönetiminden Ayşe Yıldız’ın kostüm çalışmasına kadar filmin ele aldığı sosyal ve kültürel farklılıkları başarıyla yansıtan, iyi kotarılmış bir iş. Koca bir neslin yabancılaşma duygusunu yakalıyor ve gelecekte de adını duyacağımız bir yönetmenin doğuşunu müjdeliyor.