Körfez
Loading...

Basın

Alvise Mainardi

Non Solo Cinema

74. Venedik Film Festivali’nin Eleştirmenler Haftası (SIC 2017) bölümünde, Emre Yeksan’dan çok özel bir ilk film olan Körfez öne çıkıyor.

Boşanmasının ve işini de kaybetmesinin ardından Selim çok zor bir durumdadır. Yıkılmış ve hayatını en azından o an için yeniden toparlayamayan Selim, memleketi İzmir’e döner ve kendini geçmişin hatıralarına teslim eder. Ancak tuhaf bir kaza sonrası ortaya çıkan koku yüzünden insanlar kenti terk etmeye başlayınca, Selim’in dünyası da tamamen değişir.

Yersiz yurtsuz olmak hakkında yersiz yurtsuz bir film olan Emre Yeksan’ın ilk uzun metrajı, bir kentin gerçeküstü bir şekilde adım adım sürüklenmesini ve ana karakter Selim etrafındaki boşluğun, onun içinde ya da etrafında hiçbir şey kalmayana dek yoğunlaşmasını izliyor. Sanki zamansız bir boşluktan çıkıp memleketine dönen Selim, burada sadece hatırlamadığı bir arkadaş, aslında sevmediği bir sevgili ve aileden başka her şeye benzeyen bir aile (yalandan bir boşanma, aile fertlerinin değişen sayıları) bulur. Ve anbean oraya ait olmadığını hisseder. Bu aslında filmin neşeli, renkli ve zaman zaman da komik tonuyla tezat yaratır. Kahramanımız, başıboş bir hiçliğin içinde kaybolurken, duvar süslerinin arasında bir mahkumdur sadece. Hapishanesi parmaklıklarını zaman zaman belli eder. Tekrarların, akrabalarla rutin buluşmaların, arkadaşlarla sahilde yenilen (daha sonra hatırlamadığı) yemeklerin, her zaman öyle ya da böyle sıyrıldığı ama aslında hiçbirinin gerçek birer sebebi bulunmayan, daha ziyade birer uyarı işlevi görüre benzeyen küçük dertlerin altında ezilmektedir.

Film zamanla oynar. Tamamen odağını yitirdiği için nereye gideceğini bile bilmeyen, her türlü arzudan sıyrılmış, toplum tarafından anlaşılmayan ve hatta onların aldığı kötü kokuları bile almayan ana karakterin başıboş dolaştığı süreçte, film bize sunduğu haftanın günlerini sürekli tekrarlar, sıralarını karıştırır. Koku artarken, hastane maskelerinden gaz maskelerine geçiş de hızlı olur. Selim kısa sürede kendini şehirde neredeyse yapayalnız bulur. Mekan ve peşi sıra özgürlükler de daralmaya başlar sanki. Sokaklar kapanır ve İzmir, Selim’le birlikte sadece şimdinin ve geleceğin diğer kurbanlarını barındıran gerçeküstü bir labirente dönüşür. Şiddetten başka yol bulamayan (bir arabayı kullanılmaz hale getiren), ateşin (denizde yanan petrol tankerinin) çocuklardır bunlar. Ateş, Selim için de son hamle olur. Fakat bu başarısız dikkat çekme gayreti, sert müdahaleyle karşılaşır.

Körfez, ele aldığı mevzuları işleme şekliyle bir ilk film için oldukça iddialı. Ancak giriştiği işin altından kalkıyor ve (filmin ilerleyen aşamalarında) bazı trajikomik anlar yakalamayı ve Eleştirmenler Haftası’nda izlemekten memnuniyet duyduğumuz bir yapım olmayı başarıyor. Eksiği gediği var, özellikle ilk kısımlarda yönetmen filmin ağır temposuna kıyamamış gibi ama neticede başarılı bir film.